Normal şartlarda derin bir oyun incelemesine başlarken, türün geçmişine uzanan tatlı bir anekdotla veya geliştirici ekibin vizyonuyla ilgili ufak bir hikaye anlatmayı tercih ederim. Ancak The Gate Must Stand incelemesi için klavyenin başına geçtiğimde, zihnimde uyanan tek şey Matt Damon’ın başrolünde oynadığı o meşhur Çin Seddi filmi oldu. Neden mi? Tamamen düz mantık; çünkü bu yapımda da önümüzde aşılmaz bir duvar ve savunulması gereken devasa bir kapı var. Çin merkezli devasa oyun topluluklarından ve sitelerinden biri olan Gamersky tarafından Steam platformuna taşınan bu yapım, büyük vaatlerle olmasa da türün meraklılarına hitap eden belirli standartlarla karşımıza çıkıyor. Çin pazarındaki popüler bağımsız yapımları hızlıca batı dillerine çevirip küresel pazara sunma trendinin en güncel örneklerinden biri olan bu oyun, ne tamamen çöp diyebileceğimiz bir amatörlükte ne de saatlerce başından kalkamayacağınız bir şaheser niteliğinde.
Kule Savunma Mekaniklerinde Yenilik Arayışı ve Gelişim Çıkmazı
Görsel açıdan ve genel çalışma performansı bakımından ele aldığımızda, oyunun cilalanmış ve teknik olarak büyük hatalardan arındırılmış olduğunu söylemek mümkün. Metinlerin dili bazen gereksiz yere uzatılmış olsa da çeviriler oyuncuyu çileden çıkaracak kadar kötü değil. Ancak ekrandaki düşman yoğunluğu tavan yaptığında ve savunma birimleriniz adeta bir havai fişek gösterisi gibi görsel efektler saçmaya başladığında, oyunda hafif bir ritim kaybı ve kafa karışıklığı yaşanabiliyor. Özellikle ana karakterinizi ve yanınızdaki takipçileri geliştirme aşamasına geldiğinizde, arayüzün ve mekaniklerin size tam olarak ne anlatmak istediğini çözmek ciddi bir mesai gerektiriyor. Klasik en iyi kule savunma oyunları mantığındaki gibi sabit, çizgisel yollar yerine, canavarların geçişini barikatlar kurarak yönlendirdiğiniz daha geniş bir harita yapısı sunulmuş. Savunma kuleleriniz ise bildiğimiz cansız binalar değil; buz büyücüsü, ateş büyücüsü veya koruyucu gibi doğrudan RPG dünyasından fırlamış uzman sınıflardan oluşuyor.
Düşmanlardan düşen deneyim puanlarını toplayıp seviye atladıkça karşınıza çıkan üç rastgele yükseltme seçeneği, yapıma o popüler roguelite kule savunma tarzı havasını katmaya çalışıyor. Ne var ki geliştiricilerin “ne kadar çok içerik, o kadar iyi oyun” yanılgısına düştüğü nokta tam olarak burası. Birçok yükseltmenin alt dallara ayrılması, bazılarının işlevsiz hissettirmesi ve karmaşık açıklamalar, oyuncuyu taktiksel bir derinlikten ziyade bir metin karmaşasının içine itiyor. Aynı durum, her beş seviyede bir karşımıza çıkan boss dövüşlerinden veya görevlerden elde edilen kalıntılar için de geçerli. Bir süre sonra kendinizi, stratejiye odaklanmak yerine hangi gereksiz özelliğin ne işe yaradığını çözmeye çalışırken bulabiliyorsunuz. Yine de ana oynanış döngüsünün kendi içinde tatmin edici bir ritmi olduğunu inkar edemeyiz; kuleleri yerleştirmek, ana karakterle haritada koşup canavarlara saldırmak ve yetenekleri doğru zamanda aktifleştirmek Steam strateji oyunları içinde aşina olduğumuz o aktif savunma keyfini başarıyla yaşatıyor.
Tek bir oyun oturumunun yaklaşık altmış dakika sürdüğü bu yapımda, zamanı daha verimli kullanmak adına oyun hızını iki katına çıkarmak ve hamle yaparken oyunu duraklatmak en mantıklı ilerleme yolu olarak öne çıkıyor. Başarılı ya da başarısız olun, her denemenin sonunda kazandığınız büyülü paraları kalıcı geliştirmeler için harcayarak bir sonraki turları daha kolay hale getirebiliyorsunuz. Zorluk seviyelerini aşarak ilerlemek ve yeni düşman tipleriyle yüzleşmek, türe gönül verenlerin takdir edeceği bir tekrar oynanabilirlik sunuyor. Ancak tüm bu olumlu taraflarına rağmen, oyunun tam anlamıyla “kusursuz bir yapım” olarak nitelendirilmesini engelleyen genel bir atmosfer ve sunum eksikliği var. Haritada bazen kulelere veya barikatlara sıkışıp kalan düşmanlar, hikaye anlatımının neredeyse hiç olmaması ve kullanıcı arayüzünün hantallığı, oyunun potansiyelini ciddi şekilde törpülüyor. Türün sıkı takipçileri için Senmu Studio ve Gamersky ortaklığının bu ürünü, özellikle uygun fiyat etiketi ve sunduğu taktiksel alternatifler göz önüne alındığında, boş vakitlerde şans verilebilecek, cüzdanı yormayacak ve vaat ettiğini minimal düzeyde yerine getiren bir eğlence sunmaktan geri kalmıyor.

