Yapay zeka sektöründe son dönemde yaşanan gelişmeler, teknoloji piyasalarında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Özellikle ABD’de veri merkezi yatırımlarına yönelik siyasi baskının artması ve yeni inşaat projelerinin geleceğinin belirsizleşmesi, yapay zeka balonunun patlamak üzere olduğu yönündeki yorumları güçlendirdi. Demokratların seçimlerde elde ettiği başarı ve bazı eyaletlerde veri merkezi inşaatlarına yönelik moratoryum ihtimali de bu endişelerin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Ancak mevcut yatırımların tamamlanma seviyeleri ve önümüzdeki dönemde devreye alınması beklenen kapasite değerlendirildiğinde, yapay zeka altyapısındaki büyümenin kısa vadede durması pek olası görünmüyor.
Özellikle 2027 yılında faaliyete geçmesi planlanan onlarca gigawatt kapasiteli veri merkezi yatırımı, sektörün önündeki en önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Aterio tarafından hazırlanan analize göre, ABD genelinde inşaatı devam eden veri merkezi kapasitesi yaklaşık 86,7 GW seviyesine ulaşmış durumda. Bu kapasitenin önemli bir bölümü ileri inşaat aşamasına geçmişken, 22,5 GW’lık kısmın en az yüzde 75 oranında tamamlandığı belirtiliyor. Dolayısıyla yapay zeka sektöründe yeni projelere yönelik siyasi ve ekonomik engeller ortaya çıksa bile, mevcut yatırımların önemli bir bölümünün tamamlanması bekleniyor.
OpenAI cephesindeki gelişmeler ise tartışmaların merkezinde yer alıyor. Şirketin, 2027 yılı için planlanan yeni bilgi işlem kapasitesi yatırımlarının yaklaşık yüzde 40’ının ABD’deki siyasi gelişmeler nedeniyle risk altında kalabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Teksas, Ohio, Georgia ve New Mexico gibi eyaletlerde veri merkezi projelerine yönelik artan denetimler, teknoloji şirketlerinin yatırım planlarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir. OpenAI’nin de gelecekteki bilgi işlem altyapısı yatırımlarının büyüme hızını azaltma ihtimalini değerlendirdiği belirtiliyor.
Şirket, kamu görevlileriyle ilişkilerinde gizlilik anlaşmaları talep etmeyeceğini, veri merkezlerinin elektrik ve şebeke altyapısı maliyetlerini üstleneceğini ve su ile enerji tüketimine ilişkin verileri kamuoyuyla paylaşacağını açıkladı. Bu yaklaşım, özellikle yerel yönetimlerin ve bölge sakinlerinin veri merkezi yatırımlarına yönelik endişelerini azaltmayı amaçlıyor. Çünkü yapay zeka sistemlerinin gelişmesiyle birlikte büyüyen veri merkezleri, yalnızca yüksek miktarda elektrik tüketmekle kalmıyor, aynı zamanda ciddi soğutma ve su altyapısı ihtiyaçları da doğuruyor.
Microsoft da benzer bir süreçten geçiyor. Şirketin, Nebius, IREN ve Nscale gibi neocloud altyapı ortaklarının projelerine yönelik incelemelerini artırdığı bildiriliyor. Bu gelişme, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarını sürdürmek isterken yerel yönetimlerin enerji, çevre ve altyapı taleplerini de dikkate almak zorunda kaldığını gösteriyor.
ABD’deki tartışmalarda özellikle Teksas’ın konumu dikkat çekiyor. Eyaletin, 2030 yılına kadar planlanan ABD veri merkezi kapasitesinin yaklaşık yüzde 25’ine ev sahipliği yapması bekleniyor. Ancak Teksas Elektrik Güvenilirlik Konseyi (ERCOT) tarafından takip edilen elektrik bağlantısı başvurularında yaklaşık 474 GW seviyesinde büyük bir güç talebi kuyruğu bulunması, altyapı üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu durum, yeni veri merkezlerinin şebekeye bağlanması ve mevcut elektrik kapasitesinin paylaşılması konusunda önemli sorunlar oluşturabilir.
Teksas’ın gelecek valisi Gina Hinojosa’nın veri merkezi yatırımlarına yönelik yaklaşımı da sektör açısından önem taşıyor. Hinojosa, yeni projeler için kamu sübvansiyonlarının kaldırılmasını, sendikalı iş gücünün kullanılmasını, kamu görevlileriyle yapılan görüşmelerde gizlilik anlaşmalarından kaçınılmasını ve veri merkezi inşaatlarının vatandaşların su ve elektrik faturalarını artırmayacağının kanıtlanmasını istiyor. Bununla birlikte Meta yönetimiyle gerçekleştirilen görüşmeler, teknoloji şirketleri ile yeni yönetim arasında uzlaşma ihtimalinin bulunduğunu gösteriyor.
ABD’de 86,7 GW Veri Merkezi İnşaatı Devam Ediyor: 22,5 GW’lık Kapasite Tamamlanmaya Yakın
Meta Başkanı Dina Powell McCormick’in Wall Street Journal’a yaptığı açıklamalar, siyasi tartışmaların teknoloji yatırımlarını tamamen durduracak boyuta ulaşmayabileceğine işaret ediyor. McCormick, veri merkezlerini seçim kampanyasının önemli konularından biri haline getiren Gina Hinojosa’nın göreve geldikten sonra Meta ile görüşmek istediğini belirtti. Bu görüşme talebi, yeni yönetimin mevcut yatırımların eyalet dışına taşınmasını istemediğini ve teknoloji şirketleriyle ortak bir çözüm arayabileceğini ortaya koyuyor.
Meta’nın önümüzdeki dönemdeki yatırım planları da bu açıdan dikkat çekici. Şirketin sermaye harcamalarının (CapEx) 2027 yılında yaklaşık 145 milyar dolara ulaşabileceği değerlendiriliyor. Bu yatırımlar arasında Louisiana’daki Hyperion veri merkezi projesi, BlackRock ortaklığıyla yürütülen çalışmalar, Ohio’daki Prometheus tesisi ve Teksas’ta planlanan başka bir veri merkezi yatırımı bulunuyor. Meta’nın ayrıca deniz aşırı veri merkezi projelerine yönelik fırsatları da değerlendirdiği belirtiliyor.
McCormick’e göre yeni veri merkezi projelerinin gelecekte daha sıkı denetimlerle karşılaşması bekleniyor. Buna karşılık mevcut veri merkezi kampüslerinin genişletilmesi çok daha kolay olabilir. Bunun temel nedenlerinden biri, hâlihazırda faaliyet gösteren veya inşaatı devam eden tesislerin çevresindeki yerel ekonomilere sağladığı katkılar. Bu yatırımlar istihdam, altyapı geliştirme ve bölgesel ekonomik hareketlilik gibi avantajlar sunduğu için yerel yönetimlerin mevcut projelere yaklaşımı yeni yatırımlardan farklı olabilir.
Aterio tarafından 5 Kasım 2026 itibarıyla hazırlanan analiz, ABD’deki veri merkezi yatırımlarının ne kadar ileri bir aşamaya ulaştığını gösteriyor.
| Veri merkezi inşaat göstergesi | Kapasite |
|---|---|
| İnşaatı devam eden toplam kapasite | 86,7 GW |
| İleri inşaat aşamasındaki kapasite | Yaklaşık 50 GW |
| En az yüzde 75 tamamlanan kapasite | 22,5 GW |
| 2027 için beklenen kapasite artışı | Onlarca GW |
Özellikle 22,5 GW’lık kapasitenin yüzde 75 veya daha yüksek tamamlanma seviyesine ulaşması, sektör açısından kritik önem taşıyor. Çünkü bu aşamaya gelen veri merkezlerinde temel inşaat çalışmalarının büyük bölümü tamamlanmış oluyor. Geriye ağırlıklı olarak sunucu sistemlerinin, soğutma ekipmanlarının ve diğer teknik donanımların kurulması ile elektrik bağlantılarının tamamlanması kalıyor.
Üstelik yeni veri merkezi inşaatlarına yönelik olası kısıtlamaların bu projelerin tamamını doğrudan etkilemesi beklenmiyor. Operatörler, şebekeye olan bağımlılığı azaltmak amacıyla tesis bünyesinde elektrik üretimi sağlayan farklı çözümlerden yararlanabiliyor. Doğal gaz türbinleri ve Bloom Energy tarafından geliştirilen doğal gaz tabanlı yakıt hücreleri, bu kapsamda değerlendirilen teknolojiler arasında yer alıyor. Metre arkası enerji çözümleri olarak bilinen bu sistemler, veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin bir bölümünü doğrudan tesis içerisinde karşılamasına yardımcı oluyor.
Teksas’taki mevcut projelerin geleceği konusunda da önemli bir ayrıntı bulunuyor. Gina Hinojosa’nın açıklamalarına göre, eyalette daha önce gerekli izinleri almış veri merkezlerinin inşaat süreçlerini tamamlamasına izin verilecek. Bu yaklaşım, 2027 yılında devreye alınması beklenen kapasitenin büyük bölümünün korunabileceği anlamına geliyor. Buna karşılık 2028 ve 2029 yıllarında faaliyete geçmesi planlanan yeni projeler için sübvansiyonlar, iş gücü standartları, elektrik ve su tüketimi gibi konularda daha sıkı şartlar gündeme gelebilir.
Dolayısıyla ABD’de veri merkezi inşaatlarına yönelik olası moratoryum, sektördeki bütün yatırımların duracağı anlamına gelmiyor. Özellikle yüzde 75’in üzerinde tamamlanmış 22,5 GW kapasite, önümüzdeki dönemde devreye alınabilecek önemli bir altyapı rezervi oluşturuyor. Bu kapasitenin 2027 ve 2028 yıllarında yapay zeka sistemlerinin artan bilgi işlem ihtiyaçlarını karşılamaya katkıda bulunması bekleniyor.
Bütün bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, yapay zeka sektöründeki mevcut dalgalanmaların doğrudan bir yatırım çöküşü olarak yorumlanması için henüz yeterli neden bulunmuyor. Yeni veri merkezi projeleri siyasi ve ekonomik engellerle karşılaşsa da devam eden inşaatların önemli bir bölümü tamamlanma aşamasına gelmiş durumda. 2027 yılında devreye girmesi beklenen onlarca gigawatt’lık yeni kapasite, yapay zeka altyapısındaki büyümenin kısa vadede devam edebileceğini gösteriyor. Bu nedenle mevcut gelişmeler, yapay zeka balonunun patlamasından ziyade sektörün enerji, altyapı ve yerel yönetimlerle ilişkiler konusunda yeni bir döneme girdiğine işaret ediyor.

